HAYDİ KURAN OKUYALIM...
Epeydir yazı veya tarfi paylaşamadım sizlerle yeniden çalışmaya başladım... Mart ayı birde muhasebeciler için dert ayı olunca kendime bile zor vakit ayırır oldum.
Bugün size bir site tavsiye etmek için yazıyorum http://www.hatim-online.com/tr/advise.php annemler umreye gidecekleri için onlarla birlikte hatim yapıp hediye olarak göndermek istedim. bu site karşıma çıktı.... Kuranı kerimi 120 hizb olarak ayrılmış ve her hizb neredeyse 10 yada 15 dakika arasında sürüyor. böylece her gün 15 dakika ayırarak 4 ayda bir hatim bitirmiş oluyoruz.... Ayrıca arapça bilmeyenlerde mealini okuyarakda aynı şekilde tüm kuran mealini dinleyerek hatmetmiş olurlar....Allah hepimizi hayırlara vesile kılsın inşallah.... amin....
Herkese hayırlı geceler.....
ZERDE
Zerde Tarifi
Malzeme:
1 çay bardağı baldo prinç
2 su bardağı toz şeker
1 çay kaşığı safran
1 çay kaşığı zerdeçal
1 yemek kaşığı nişasta
6 bardak su
nar tanesi
şam fıstığı
tarçın
tarçın
kuş üzümü
gül suyu
Hazirlanisi
Bir tencereye 6 bardak suyu ve pirinçleri koyup iyice yumuşayana kadar pişirelim, şekeri ilave edelim. Ardından zerdeçalla safranı ve nişastayı ılık suda inceltip kaynayan karışıma ilave edelim,kaynamaya devam etsin çok koyu olmıyacak kıvama gelince kaselere dökelim üstüne gül suyu serpelim kuş üzümü,nar taneleri ve tarçınla süsleyip servis yapalım....
AFİYET OLSUN....
KEŞKEK
MALZEMELER
•1 Kg. Buğday
•Bir bütün kuzu (veya koyun) boynu
•Tereyağ
•Tane karabiber
•Tuz
YAPILIŞI
Akşamdan yıkanmış buğday bir tencereye konur ve üzerini taşacak kadar su ilave edilip kısık ateşte yarım saat kaynatılır. Ateşten indirilen tencere bir sofra bezine sarılarak sıcak kalması sağlanır. Sabaha kadar buğday iyice şişmiş olur.
Boyun eti ayrı bir tencerede tane karabiber ile bir miktar su içinde haşlanır. Haşlanan et, kemiklerinden ayrılıp didiklenir (etin yağları üstünde kalmalı). Bu et erimiş tereyağında lif lif olana kadar kavrulur.
Sonra et ve buğday karıştırılır. Bu karışım kısık ateşte pişirilirken büyük bir tahta kaşık ile et ve buğday tencerenin yanlarına vura vura birbirine kaynaştırılır. Bu işlem sırasında et suyu, tereyağı ve tuz da ilave edilerek mayonez kıvamına getirilir. Servis yapılırken üzerine tereyağlı kırmızı biber gezdirilirilir.
kaynak:http://www.nasilyapariz.net/
EŞİMİN AVLADIĞI TAVŞANIN DOLMASI
http://tavsaneti.com/index.php/tavsankaburgadolma
http://tavsaneti.com/index.php/tavsankaburgadolma
ETKİNLİĞİ KAZANAN ARKADAŞLAR ....
ETKİNLİĞİ KAZANAN ARKADAŞLARLA BAĞLANTI KURAMIYORUM LÜTFEN MAİL ATARSANIZ YADA YORUM OLARAK ADRES YOLLARSANIZ SEVİNİRİM.....
smmmgulsumisik@gmail.com
smmmgulsumisik@gmail.com
KAZANANLAR BELLİ OLDU
KURAMI ÇEKTİM VE KAZANANLAR 3. VE 10. KATILIMCIM
YANİ... http://evimiseviyorum-colette.blogspot.com/ VE RUKİYE KLC isminde blogu olmayan bir katılımcım oldu. en kısa zamanda adres , telefon numarası ve açık isminizi yorum olarak yada mail olarak bekliyorum....
HEPİMİZE DUYARLILIĞINIZDAN DOLAYI TEŞEKÜR EDİYORUM...
YANİ... http://evimiseviyorum-colette.blogspot.com/ VE RUKİYE KLC isminde blogu olmayan bir katılımcım oldu. en kısa zamanda adres , telefon numarası ve açık isminizi yorum olarak yada mail olarak bekliyorum....
HEPİMİZE DUYARLILIĞINIZDAN DOLAYI TEŞEKÜR EDİYORUM...
PAZAR FİLESİNE DÖNÜŞ ETKİNLİĞİ 3. KATILIMCIM
3. katılımcım :::Rukiye_klc@gmail.com
4.katılımcım:
http://lezzetsefasi.blogspot.com/
5. katılımcım:
http://sessizkalamam.blogspot.com/
AY SONUNA GELDİK HENÜZ 5 KATILIMCIM VAR.... SANIRIM HEDİYELERİM BEĞENİLMEDİ... AMA SON KATILIMLARI BEKLİYORUM.... HERKESE SEVGİLER....
6. KATILIMCIM
http://adadenizi.blogspot.com/
7. KATILIMCIM
http://begonvilliev.blogspot.com/
4.katılımcım:
http://lezzetsefasi.blogspot.com/
5. katılımcım:
http://sessizkalamam.blogspot.com/
AY SONUNA GELDİK HENÜZ 5 KATILIMCIM VAR.... SANIRIM HEDİYELERİM BEĞENİLMEDİ... AMA SON KATILIMLARI BEKLİYORUM.... HERKESE SEVGİLER....
6. KATILIMCIM
http://adadenizi.blogspot.com/
7. KATILIMCIM
http://begonvilliev.blogspot.com/
PAZAR FİLESİNE DÖNÜŞ ETKİNLİĞİ 2. KATILIMCIM
2. KATILIMCIM http://bebegimincicileri.blogspot.com
15 gün sonra aramıza katıldı nihayet sanırım bez torba kullanan sayısı sandığımdan az.... yada hediyelerim beğenilmedi... illa kendi diktiğiniz olması şart değil şu büyük marketlerin geri dönüşümlü mesela migros carfour çantaları ile çekilmiş fotoğraflarda olur... neyse görüşmek üzere....
PAZAR FİLESİNE DÖNÜŞ ETKİNLİĞİNE KATILANLAR
1- http://anneminkiziyim-maharetler.blogspot.com/ dan geldi ilk katılım... zaten çoktandır bez torba kullanıcısıymış kendisi...
ŞEKİLLİ MİLFÖYLER
Kızım hamur yapalım diye tutturunca hamur yoğurmaya üşendim hemen 2 yaprak milföy çıkarttım dondurucudan... ardından da kurabiye kalıpları ile şekil vermesi için kalıpları koydum önüne .. sonrada direk yumurta bile sürmeye vaktim olmadığından fırında pişirdim.... aslında yumurta sürsem daha iyi kızarırdı....
sonrada o iki yaprak milföyü bana bırakmadan bitirdi...
HERKESE AFİYET OLSUN....
KIZIM
Kızım kreşe kaydoldu bugün... okulum da okulum diyor başka birşey demiyor... çok mutlu. okulunu gezdik twetty li sandalyelerim masalarım derken erkenden yatırdım pazartesiye kadar alıştırmalara başladık... Bakalım devam edermiyiz yoksa zor gelirde bırakırmıyız...
Bir de sağlık ocaklarının diş flour vernik diye bir uygulama varmış onu yaptırdık yarına kadar sadece sıvı gıda ver dediler sabahtan beri süt meyve suyu çorba bir hoş oldu çocuk yarın sabah iyi bir kahvaltı yapar diye umuyorum....
HERKESE İYİ GECELER....
KATILIMI AZ OLAN ETKİNLİĞİME ÇAĞRI:))
2. TALİHLİNİN HEDİYESİ
Evet demekki neymiş bir etkinlik yapıyorsan önce hediyeni göstereceksin yoksa böyle katılımsız kalırsın... Neyse şaka bir tarafa hediyemi sonunda hazırladım.... işte talihliye vereceğim hediyem.... çiçek bahçesi gibi bir pazar çantası umarım gerine gerine poşet almıyorum benim torbam var diyebilirsiniz.... evet tekrar hatırlayalım ......
Etrafınıza bir bakın! Heryer poşet atıklarıyla dolu. Evimizde dahi bir sürü poşet var. Marketlerden fazla fazla poşet alıyoruz. Sağlam kalanını çöp torbası yapmak için. En ufak bir ıvır zıvır, kitap, toka için dahi poşetlerle donatıyoruz ellerimizi. Bu poşetler geri dönüşüm maliyeti yüksek olduğu için sürekli yeniden üretiliyorlar, ve her an hayatımızdalar. Peki hiç düşündük mü bu poşetlere noluyor? Doğada çöp olarak birikiyorlar, ve yok olmaları 400 yıl sürüyor. Her birimiz poşet kullanımımızı azaltarak bu gidişatı durdurabiliriz.
Türkiye’de 5 kişiden biri naylon poşet yerine alışverişlerinde bez torba kullansa, bir nesil boyunca ülkemiz 31 milyar 46 milyon 400 bin naylon poşetten kurtulacak.
Çünkü, bez torba kullanmak, bir kişi için haftada 6, ayda 24, yılda 288, yaşam boyunca ise 22 bin 176 plastik poşeti kullanmamızı engelliyor
Evet doğaya bir destek de biz verelim özellikle mutfak alışverişimizi yapan biz bayanlar bu gidişata dur diyelim... Pazar filesi ve kumaş torbalarımızı kullanalım. Ayrıca bunu bir etkinlik haline getirmek istiyorum...
Naylon poşet yerine kullandığınız pazar filesi kumaş poşet yada şu marketlerden verilen geri dönüşümlü torbalardan kullananlar fotoğraflayarak sitesinde yayınlayanlar ve etkinliğimize gönderdiklerini yazanlar arasında yapacağım çekilişte 3 kişiye kurdela nakışlı kokoş bir alışveriş çantası hediye etmek istiyorum....
Yanlış anlaşılmasın poşet kullanmaya devam edeceğiz o etkinliğin sonu yok fakat kullananlar arasında yapacağımız çekiliş için fotoğraf gönderme 30 Eylül itibari ile sona erecektir....
Çoğu Ülke bunu naylon poşet kullanımını yasaklayarak yada çok yüksek vergi uygulayarak bez torba kullanımını yaygınlaştırıyor... Ukraynaya gittğimde Tema vakfına ait bez torbayı tesadüfen çantamda taşıyordum.Bir markete girdik 1.5 litreli su cips ve kola almıştık adam bize poşet vermedi çok şaşırdık. Çantamdan bez torbayı çıkarınca eşim çok şaşırmış ve daha yapacağımız alışverişleri düşününce çok mutlu olmuştu.Yolculuk boyunca bez torbamdan hiç ayrılmamıştı.Geldiğimde araştırma yaptığımda anladım ki çoğu ülkede ya yasak yada kullanımın sınırlı....
HAYDİ BİZDE NAYLON POŞETE HAYIR DİYELİM..
.ETKİNLİK ŞARTLARI:
Etkinliği blogunuzda duyurmak.
Etkinlik amblemini sitenizin kenarına eklemek.(yani yukarıdaki fotoğrafı bloga link vererek eklemek)
Bir de bez torba kullandığınıza dair içi dolu bez torbalarınızın fotoğraflarının linkini bana yorum olarak yollamak.....
Yada blogunuz yoksa sadece kendi bez torbalarınızın fotoğraflarını benimle mail olarak paylaşın yeter....
PAZAR FİLESİNE DÖNÜŞ ETKİNLİĞİ İÇİN 3. TALİHLİYE HEDİYEM
Etkinliğim blogcu arkadaşlar arasında pek rabet görmedi sanırım naylon poşetlerimiz vazgeçilmezlerimizden... ama yine de mücadeleme devam edeceğim... tamamlayamadığım için hediyeleri gösterememiştim.... Hediyelerimizden biri kurdele nakışlı çanta... henüz kenarlarını dikemediğim için tamamını çekmedim en kısa zamanda tamamlayacağım... Hiç kimse sadece ben ne yapabilirim demesin... Sadece siz yapıyor bile olsanız naylon poşet kullanımındaki azalma hiçde küçümsenmeyecek kadar çok...
HAYDİ FİLELERİMİZİ, BEZ TORBALARIMIZI ELİMİZE ALALIM....
TOST MAKİNASINDA IZGARA ANTRİKOT
Hiç kolumu hareket ettirecek halim yok bugün... Ne tarif yazmak geliyor içimden ne de ev işi yapmak... sonbahar sendromuna girdim sanırım. Ama yinede daha önce çektiğim bu fotoğrafı yayınlamak istedim... Benim gibi eşi et severlere sıkıştıkları anda kurtarıcı bir yemek bu... süt soğan sıvıyağ ve kekik işe bir gün önceden marine edilmiş dana etini ısıtılmış tost makinasında pişiriyoruz.... Aslında gayet sağlıklı bir lezzet... et piştikten sonra yanına bir kaç tane biber ve domatesde yaptım... iyi bir servis oldu....
HERKESE AFİYET OLSUN.....
''BAŞ VAKT''E BEŞ GÜZELLEME
Sabah...
Bir gül tazeliğinde selamlamak üzere gün seni.. Kalbine binlerce şafak dokunuyor gün ışığının değdiği yerde. Bir müjde dökülüyor sokakların çehresine. Bir taze nefes olup içiyorsun yeni âlemi de.. Bir yeni bakış olup çerçeveliyorsun kaldırımları, gürültüleri bile.
Sözüyle bütün sabahları müjde eyleyen kutlu elçi'nin dudağına değen sözler dudağını bekliyor şimdi. Göğün ve yerin nuruna elçilik eden o aydınlık yüz'ün yöneldiği kıble dönüyor yüzüne. O ebedî tebessümün hep yeniden hep yeniden doğduğu an öpüyor alnını şimdi.
Sana senden de yakın olanın, seni senin seni sevmenden de önce sevenin sonsuz ve sessiz yakınlığı değsin alnına.
Şimdi sabah namazı vakti...
Öğle
Bin telaşın yamaçlarında savruluyor saçların. Koşturmaların ortasında serin bir rüzgârı özlercesine kıvranıyor kalbin. Vaktin zirvesinde uykuların en talihsizi yakışıyor yakana. Yoğun işlerin, gereksiz önceliklerin, ertelenmiş düşlerin sonrasında, yakınlıkların en güzelini özlüyor, sılasına uçmak istiyor ruhun.
Gelişiyle "ateşlerin söndüren" o Elçi'nin bin umutla koştuğu, sonsuz tebessümle sığındığı o kapının eşiğindesin şimdi. Varlığıyla sağır duvarları yıkan, bakışıyla küskünlükleri deviren, duruşuyla uzaklıkları eriten o kutlu elçi'nin durduğu yerde bekleniyorsun şimdi.
Ana şefkatinden öte bir şefkatle üzerine titreyen, kederlerinin hepsini kalbinden silip süpüren, korkularının cümlesini sessizliğiyle susturan o elçi'nin durduğu yerde durasın, durulasın şimdi.
Şimdi öğle namazı vakti.
İkindi
Gölgelerin uzuyor; hatıraların soluyor, güzlerin hepsi alnında birikiyor. Eriyor vakit, kayıp gidiyor avuçların bile avuçlarından. Tenin çekiliyor dünyanın kıyılarından. Ayaklarını sıkı sıkıya bastığın toprak seni de çekiyor isimsiz kalmış, unutulmuş taşların altına. Beli bükülüyor mutlulukların. Sesi kısılıyor hesapsız sevinçlerin... Dudağı kuruyor sahte ümitlerin...
Asr'ı saadet eyleyenin elinden kanatlanıyor ümit kuşları. Vakti, sonsuzluğun avuçlarına akıtan elçi'nin gözlerinden uçuyor hüznün baygın kelebekleri. Dünyayı, ebediyetin tarlası eyleyip terk edilmiş tohumları uyandıran elçi'nin yüzünden geçiyor sevinçli maviler.
Yüzünü sonsuz aynalara hazırlayan, sözünü sonsuz mutlulukların vadisine akıtan, gözünü bitmez huzurların pencere önüne taşıyan O Elçi'nin eğildiği yere eğil şimdi.
Rükûlarca doğrultasın ümitlerini, secdelerde bulasın yitirdiklerini.
Şimdi ikindi namazı vakti.
Akşam
Alaca vakitlerin hoyratça tırmaladığı loş kentlerde bir yalnızsın. Yumuşacık yastıkların bencilliği beslediği sağır vakitlerde bir çaresizsin. Silahların konuştuğu, hasetlerin kol gezdiği, kibirlerin boy verdiği amansız kuyuları itilmiş bir yetimsin. Elinden tutan yok güneşin bile... Başını kurtaramıyorsun her akşam göğü kana bürüyen, yıldızları karanlığa bulayan akşamların aldırışsız geçişinden. Geri gelmiyor gün. Bir dahası yok yaşamanın.
Akşamın kızılca kıyametini avuçlarında gül kızılı bir dua eyleyen Kutlu Elçi'nin müjdesi duyuluyor dinle... Çürüyüp giden vakit, nefes nefes solan hayatın özünü damıtmaya çağrılıyorsun seccadeye.
Elinden tutamadığın ellerini sonsuzluğa bağla şimdi kıyamda. Tükeniş rüzgârlarından uzak tutamadığın saçlarını ahrete uzat şimdi rükularda. Bir türlü vefalı aynalara tutamadığın yüzünü sonsuzluğa akıt şimdi secdelerde.
Şimdi Akşam Namazı vakti..
Yatsı
Gecenin koynuna yuvarlandı dünya. Yakası çözüldü tutkuların, hırsların. Ayağına yıldızlar dolandı sığ telaşların. Gözler yeni avuntular arıyor renkli kuyularda. Bir göz kapağının ardına savruluyor kimlikler, benlikler, bencillikler. Eşitleniyor âlem. Yetimin uykusunda bir rüyâ saltanatı uyanıyor. Zalimin uykusunda bin cehennem alev alıyor.
Günleri yüzsüzleştiren aydınlıkları terk eden, kalpleri sahteleştiren bencilliklerde sırtını dönen, varlığı çirkinleştiren cimriliklerden yüz çeviren rahmet yağmurunun altında ıslanıyorsun şimdi. Yalnızlığını insanı alaka'dan ve ilgiden yaratan Rabbiyle sonsuz komşuluğa çeviren kutlu elçi'nin yolunu adımlıyorsun şimdi. Yüzünü çevirdiğin kıblede vuslat müjdesi. Sözlerin eylediğin ayetlerde sonsuzluk nefesi... Bedenini yoğurduğun namazda bekliyor seni "kerimlerin en keremi" Rabbin...
Yokluğa meydan "oku"maya dönüştür şimdi namazını. Bencilliğe karşı durmak için eğ şimdi bedenini. Kibirlenmeyi aşağılamak için in şimdiyi secdeye..
Şimdi Yatsı Namazı Vakti
Senai Demirci
Yazıyı http://istezeynep.blogspot.com/ da gördüm çok beğendim paylanşmak istedim bende....
Bir gül tazeliğinde selamlamak üzere gün seni.. Kalbine binlerce şafak dokunuyor gün ışığının değdiği yerde. Bir müjde dökülüyor sokakların çehresine. Bir taze nefes olup içiyorsun yeni âlemi de.. Bir yeni bakış olup çerçeveliyorsun kaldırımları, gürültüleri bile.
Sözüyle bütün sabahları müjde eyleyen kutlu elçi'nin dudağına değen sözler dudağını bekliyor şimdi. Göğün ve yerin nuruna elçilik eden o aydınlık yüz'ün yöneldiği kıble dönüyor yüzüne. O ebedî tebessümün hep yeniden hep yeniden doğduğu an öpüyor alnını şimdi.
Sana senden de yakın olanın, seni senin seni sevmenden de önce sevenin sonsuz ve sessiz yakınlığı değsin alnına.
Şimdi sabah namazı vakti...
Öğle
Bin telaşın yamaçlarında savruluyor saçların. Koşturmaların ortasında serin bir rüzgârı özlercesine kıvranıyor kalbin. Vaktin zirvesinde uykuların en talihsizi yakışıyor yakana. Yoğun işlerin, gereksiz önceliklerin, ertelenmiş düşlerin sonrasında, yakınlıkların en güzelini özlüyor, sılasına uçmak istiyor ruhun.
Gelişiyle "ateşlerin söndüren" o Elçi'nin bin umutla koştuğu, sonsuz tebessümle sığındığı o kapının eşiğindesin şimdi. Varlığıyla sağır duvarları yıkan, bakışıyla küskünlükleri deviren, duruşuyla uzaklıkları eriten o kutlu elçi'nin durduğu yerde bekleniyorsun şimdi.
Ana şefkatinden öte bir şefkatle üzerine titreyen, kederlerinin hepsini kalbinden silip süpüren, korkularının cümlesini sessizliğiyle susturan o elçi'nin durduğu yerde durasın, durulasın şimdi.
Şimdi öğle namazı vakti.
İkindi
Gölgelerin uzuyor; hatıraların soluyor, güzlerin hepsi alnında birikiyor. Eriyor vakit, kayıp gidiyor avuçların bile avuçlarından. Tenin çekiliyor dünyanın kıyılarından. Ayaklarını sıkı sıkıya bastığın toprak seni de çekiyor isimsiz kalmış, unutulmuş taşların altına. Beli bükülüyor mutlulukların. Sesi kısılıyor hesapsız sevinçlerin... Dudağı kuruyor sahte ümitlerin...
Asr'ı saadet eyleyenin elinden kanatlanıyor ümit kuşları. Vakti, sonsuzluğun avuçlarına akıtan elçi'nin gözlerinden uçuyor hüznün baygın kelebekleri. Dünyayı, ebediyetin tarlası eyleyip terk edilmiş tohumları uyandıran elçi'nin yüzünden geçiyor sevinçli maviler.
Yüzünü sonsuz aynalara hazırlayan, sözünü sonsuz mutlulukların vadisine akıtan, gözünü bitmez huzurların pencere önüne taşıyan O Elçi'nin eğildiği yere eğil şimdi.
Rükûlarca doğrultasın ümitlerini, secdelerde bulasın yitirdiklerini.
Şimdi ikindi namazı vakti.
Akşam
Alaca vakitlerin hoyratça tırmaladığı loş kentlerde bir yalnızsın. Yumuşacık yastıkların bencilliği beslediği sağır vakitlerde bir çaresizsin. Silahların konuştuğu, hasetlerin kol gezdiği, kibirlerin boy verdiği amansız kuyuları itilmiş bir yetimsin. Elinden tutan yok güneşin bile... Başını kurtaramıyorsun her akşam göğü kana bürüyen, yıldızları karanlığa bulayan akşamların aldırışsız geçişinden. Geri gelmiyor gün. Bir dahası yok yaşamanın.
Akşamın kızılca kıyametini avuçlarında gül kızılı bir dua eyleyen Kutlu Elçi'nin müjdesi duyuluyor dinle... Çürüyüp giden vakit, nefes nefes solan hayatın özünü damıtmaya çağrılıyorsun seccadeye.
Elinden tutamadığın ellerini sonsuzluğa bağla şimdi kıyamda. Tükeniş rüzgârlarından uzak tutamadığın saçlarını ahrete uzat şimdi rükularda. Bir türlü vefalı aynalara tutamadığın yüzünü sonsuzluğa akıt şimdi secdelerde.
Şimdi Akşam Namazı vakti..
Yatsı
Gecenin koynuna yuvarlandı dünya. Yakası çözüldü tutkuların, hırsların. Ayağına yıldızlar dolandı sığ telaşların. Gözler yeni avuntular arıyor renkli kuyularda. Bir göz kapağının ardına savruluyor kimlikler, benlikler, bencillikler. Eşitleniyor âlem. Yetimin uykusunda bir rüyâ saltanatı uyanıyor. Zalimin uykusunda bin cehennem alev alıyor.
Günleri yüzsüzleştiren aydınlıkları terk eden, kalpleri sahteleştiren bencilliklerde sırtını dönen, varlığı çirkinleştiren cimriliklerden yüz çeviren rahmet yağmurunun altında ıslanıyorsun şimdi. Yalnızlığını insanı alaka'dan ve ilgiden yaratan Rabbiyle sonsuz komşuluğa çeviren kutlu elçi'nin yolunu adımlıyorsun şimdi. Yüzünü çevirdiğin kıblede vuslat müjdesi. Sözlerin eylediğin ayetlerde sonsuzluk nefesi... Bedenini yoğurduğun namazda bekliyor seni "kerimlerin en keremi" Rabbin...
Yokluğa meydan "oku"maya dönüştür şimdi namazını. Bencilliğe karşı durmak için eğ şimdi bedenini. Kibirlenmeyi aşağılamak için in şimdiyi secdeye..
Şimdi Yatsı Namazı Vakti
Senai Demirci
Yazıyı http://istezeynep.blogspot.com/ da gördüm çok beğendim paylanşmak istedim bende....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





